Hatırlamıyorum bunu nerde okuduğumu ama nezaman birilerine anlatsam etkisini yüzlerinde görebiliyorum.
Hikaye şöyle. Bir portakalı, kesip yersem, tadı portakal; ellerimle soyup yersem, tadı gene portakal. Portakalı duvara fırlatsam, dağılan parçaları yersem, tadı gene portakal. Masanın üstüne koyup, yumruklayıp parçalasam, tadı gene portakal. Yani portakal ona yapılana bedel değişik bir tat sunmuyor yiyene. Portakal, portakallığını değiştirmiyor. Tabi soru şu; Portakal olabiliyormusunuz?



evet fırlatıldım atıldım bir köşeye ama tadım kalmadı portakal kalamdım ben…yoruldum dersleri okudum yazıların çoğunu okudum. mantıklı ama bu içimdeki acıyı hafifletmiyor…evet hayat devam ediyor yemek yiyorum uyuyorum ama ben yorgunum mutlu olmak istesem bunu başarabilirim belki kendine acı çektiren tiplerden değilim ama dedim ya yoruldum..kırıldım ve bunu içimden atamıyorum…yardım edebilecek olan varsa gerçekten çok etkili bir tavsiyeniz varsa buyrun bekliyorum…
hahaha supermis bu:)
en anlamlı(bence yani benim anlamım) en dogru en oz yazı…
Candan Öz, teşekkürler.. hangi yazına yorum bekliyordun? Belki atladım ama bulamıyorum. Tekrar yaz lütfen…
Hayata kendinden yüce gördüğün emel koymak yada bir uğraşını yüce ilan etmek şuna benziyor.. Okula giden bir insana ben "Niye okula gidiyorsun?" diye sorarsam bin tane cevap almak mümkün ama ortada "gerçek" olan bir cevap yok… hepsi bir yaratma biz sanıyoruzki gerçek.. Ben bu siteyi niye kurdum? Benim cevabım şurdan kaynaklanıyor "Bir insanın derinliklerine dokunmak, bin insana yardım etmekten daha yücedir." Beni bird Mevlananın bir sözü çok çağirıyor… "Bir beste ol ardından hasretle söylesinler." Uğraşılarına nasıl bir sebep yaratmalısınki seni çağırsın sendeki "en iyiyı" "en yüceyi" çağırsın… Yada nasıl bir uğraşı hayatına sokasınki sendeki "en iyiyi" "en yüceyi" çağırsın… Düşün derim..
"Ben buyum"a gelince… Bu soruya şöyle bir cevap yazdım bugün başka bir okur sordu:
“Ben iyi bir insanım” diye bir söz verirsem… Bunun tek göründüğü yer fiziki dünyadaki yapmalarda… Yani “iyi insan” neler yaparsa onları yapmak benim antremanın… Niye antreman çünkü kafamdan geçen düşünceler hep sıradan şeyler… Şöyle bir örnek veriyim… Benim “uyandır bunları” diye bir sözüm var.. Bu söz yüzünden bu siteyi kurdum.. Yapmak dünyasında site oluştu.. fiziki dünyada. Şimdi siteye gelip okumadan bana direk yazıp “okan bana yardım et” diyenler var… sitede binkere yazmama rağmen önce siteyi çalışın diye yazmama rağmen. Bu tip istekleri ilk gördüğümde kafamdan geçen sıradan düşünceler şunlara benziyor: “manyak insan… insan biraz uğraşır” “ohh… negüzel ben yazıyım sen okuma ben sana bir aşıyapıyım iş bitsin” “hasta ediyor bu herif beni” “şu aşk sorularıda sıkıyor yani” ….. Şimdi ben bu sıradan düşüncelere kaptırırsam BENliğimi nasıl sözümde durabilirim? Bu düşüncelere rağmen kendimi verdiğim sözden hareket etmem bir antreman… Ben kafamdan geçen sıradan düşüncler değilim.. duygularım değilim… Ben verdiğim sözüm. Ve verdiğim söz sadece fiziki dünyada yapmalarımla yaşıyor.
Ben iyi bir kızım dersen ve annen… “kızım beni şuraya bırakırmsın” dediğnde “aman anneee yaaa… ” dersen iyi kız değilsin… Kafandan geçen “ben iyi kızım” düşüncesi seni “iyi kız” yapmaz… yaptığın şeyler seni iyi kız yapar… umarım anlatabildim.
Ben çalışkanım… ben soruluyum, ben mutluyum…. ne istiyorsun? Nasıl BENler senin kanını kaynatıyor? Ver sözünü. Sözünü verdiğin andan itibarende hazır ol o kafandaki sıradan oluşacak düşüncelerle uğraşmaya. Sorun olursa yaz gene.
Geçtiğimiz hafta sonundan beri yorumlarını bekliyorum ,yeni bir hafta sonu umarım fazla bekletmezsin.Arkadaşlara yazdıklarını da okuyorum.”Kendinden yüce gördüğün emel koy hayatına.Yada hayatındaki emellerden birini yüce ilan et.”sözünü ve ”Ben Buyum’ ilan etmek açıklık getirirsen memnun olurum.Sevgilerimle
Kabul ediyorum ;hayatımda üç şarlatan hiç eksik omadığı gibi ben başkalarınıda davet etmişim. ''Zorunda değilim'',''bu yaştan sonra imkansız''vs.sorumluluklarımdan kurtulmayı seçmişim.Artık talebenizim ve değişime hazırım.BEN-OLMAK yönünde ilerlemeye devam ederken Uzmanlığınızdan istifade edebildiğim için çok şanslıyım.Teşekkürler
Candan ÖZ, teşekkürler. Bu Zenden alınmış bir anlatım.. Bu hikayenin daha değişik tipleride var… Bir gül kokusunu iyi insana veripte kötü insana vermiyormu? Bir ağaç gölgesini iyi insana veripte kötü insana vermiyormu? Tabi sen diyeceksin "ama gül solacak bir gün" yada "ağaç ölecek." Tabi dünyada kalıcı hiçbirşey yok, dünyanın kendisi dahil.
Hikayede anlatılanı anlıyorsun… sorun bu değil sen bulunduğun yeri haklı olmarak görmeğe, yada muhafaza etmeğe çalışıyorsun… bunuda hep başarırsın.. Hiç problem değil… kal bulunduğun yerde ve başına gelecekleri yaşa… ama eğer istersen tamamen başka bir yerden yaşamak senin elinde kimse bu hükmü senden alamaz ve etkiliyemenez. Portakal olmadan yaşıyan çok… İyi veya kötü değil, şu veya bu şekilde yaşamak. Ben sitede "sıradan" yaşamayın diyorum… bunu ben diyorum benim seçeneğim bu.
Bak Nihal "herkese hakettiği dozlarda tat vermek gerek" diyor yukarda… buda problme değil… Tabi böyle yaşarsan başına gelecekler var. Ve etrafındaki insanları ölçe, ölçe… bu haklı bu haksız diye diye yaşarsın… Gölgeni sadece HAK edenlere verirsin… Ama tahminim pek HAKeden olmıyacak… yeteri kadar bir ilişkide kalırsan her insanı gölgenden mahrum edeceksin.
Portakal hikayenizi ilk defa okudum ve arkadaşlara anlatımlarınızı anlamaya çalışıyorum.Benim bakış açım aynı portakalın tadının zaman içinde aynı kalmayacağı yönünde.Nasıl davranırsanız davranın tadı aynı olacak tamam ama zamanla zedelenecek, bir kenera atılacak, çürüyecek, kokacak vs.tadı bir daha aynı olmayacaktır.Portakalın her zaman portakal kalması mümkün mü ? İhtiyacı olana aynı tadı sunabilir mi ?
ben kesinlikle bir portakal degilim ve olmakta istemem herkese hak ettigi dozlarda tat vermek gerek bence bundan otesi yanlış olur bu fikrinize kesinlikle katılmıyorum "ne ekersen onu biçersin"
Burak, tesekkur ediyorum yazdigin icin.
Evet. Bu yazidan bunu anlamalisin. Senin degerin senin, aptalda deseler, salakda deseler, baskalarinin onundede soyleseler farketmez. Sozlerle sarsilinamiyacak bir insan olmak var bu dunyada.
Saygiya gelince. Sunu soyliyim. Eski bir gorus diyip eskiticem bu Saygiyi. Saygi herkez icin degisik. Dereceleri var, yoreden yoreye degisiyor, ulkeden ulkeye, degisiyor, durumdan duruma degisiyor. Bir insanin saygi dedigine oburu kustahlik diyor. Boyle bir kavram da problem cozmekten cok problem yaratiyor haliyle. Uzun istir Saygiyla ugrasmak. Sonra Saygi duydugum mudetce iyiyim, Saygi duymayinca kotuyum. Ozur diliyorum, ben yasiyamam boyle kendi halimi teslim edemem Saygiya.
Burak bunlar benim goruslerim. Seninkiler senin. Benim dunyamda bir bakis acisinin dogru veya yanlis munakasasi yok. Ben bir bakis acisi duydugumda su sorularin cevaplarini dusunuyorum. Eger ben bunu gercek olarak kabul edersem nelere yol acar? Gelecekte neler olabilir? Hayatimi ve insanligi calistirirmi?
Ben bu yazidan sunu mu anlamaliyim "Size insanlar nasil davranirsa davransin degerinizden birsey kaybetmezsiniz". Ben bu goruste degilim acikcasi. Insanlar size sizin izin verdiginiz sinirlar icerisinde davranirlar. Ornegin isyerinde biri size laubali davraniyorsa, ona tepki verir ya da onu uyarirsaniz bir daha yapmasi zordur (belli bir kultur seviyesinde bir insan oldugunu varsayarsak). Yeni bir ortama girdiginizi dusunun.. Bir genc var, goruyorsunuz ki arkadaslari onunla hep dalga geciyor, o da bu yapilanlara cevap veremiyor ve ezilip buzuluyor. Bir kisi daha dusunun, herkes ona saygi gosteriyor, grup icerisinde bir otoritesi oldugunu net olarak gorebiliyorsunuz.
Hangisine saygi duyardiniz? Evet her ikisi de 'portakal' ama kendine saygisi olan kisi kendisine nasil davranilacagini kontrol edebilir, yuzde yuz olmasa da buyuk bir olcude. Bu nedenle eger yazının mesajı "size nasıl davranılırsa davranılsın önemli degil takmayin, degerinizden birsey kaybetmezsiniz, portakal herzaman portakaldir" ise ben bu goruste degilim..
Gorusumu bildirmek istedim, tesekkurler..
<a title="meli mali" href="http://www.mutluolmakistiyorum.com/?p=65" rel="nofollow"> yazdım
tmm bekliyorum hocam
Sahte. Burayada yazıcam hazırlan
bende bir portakalım ama boyle oldugum icin canımı yakıyorlar.herkese hakettigi gibi davranılmalı…ama ben yapamıyorum .kotu olmak cok isterdim.
Nuri, teşekkürler.
Bu bir örnekti okuyan anlıyabilir. "..insan değişik tad vermekle insan değilmi…" demişsin. Tabiki öyle ama iki konu var burda. Birincisi, dünyaya baktığımızda görüyoruzki ınsan oğlu genelde güzel tad değilde zehir akıtıyor kendine yapılanlara karşı. İkinci konuda, insanın ona yapılanla, ona yapılana gösterdiği tepki (tad) arasındaki hürriyeti. Bunu genelde duygudan tepki yapıyoruz, tada verdiğimiz önemden ve aradakı hürriyetimizi bilip ona verdiğimiz değerden değil.
Zitlik: Bos ver bu porkatal muhabbetini….insan degisik tad vermekle insan degilmi….oyle olmasa portakal olmazmiydi zaten? Portakallar benim gibi olsun da goreyim derim ben?