Sev benide mutlu olayım.. Yok böyle bir şey

Mirkelamın şarkısında “Mutlu Olmak İstiyorum” diyen kimse o yalan söylüyor. Kendini kandırıyor. Bir girip bakalım şu sözlere. Tabi şarkının teması sevginin her hangi bir nedenden ötürü karşılık görmemesi. Vah vah ….

sevgi esittirÖnce bir tümünü okuyalım;

Güneşin Battığı Yerdeyim
Mümkün Değil Sana Dönmem
His Olmuyor Sen Olmadan
Kovulmuşuz Bu Dünyadan
Mutluluğu Ararken
Hayatım Boyunca
Geldigim Yer
Başladığım Nokta
Gönülde Taş Gül Kaldırımda
Ağlamayı Sor Bir Yağmura
Sırılsıklam Birde Bana
Mutlu Olmak İstiyorum
Artık Gülsün Şu Yüzüm
Tanrım Ben İnsan Değilmiyim
Mutlu Olmak İstiyorum
Sevmek Benimde Hakkım
Yokmudur Bir Yenisi Şu Kaderin…

Ne güzel değilmi? Bakalım ne kadar güzel..

Güneşin Battığı Yerdeyim

Dramla açılış yaptık. Duyguların esiriyiz. “Hazırlanın gerisine” der gibi.

Mümkün Değil Sana Dönmem

Başka birisinin, ona olan sevgisinden bahsedeceği belli. Herhangi bir sebepten ona dönemiyor, ya kendisi zor durumda… askerdemi acaba, trafik kazasında bacaklarını falanmı kaybetti.. Bilemiyoruz tabi. Belkide sevilende bir zorluk var.. Herneyse durum kötü, ama şarkı için çok iyi.

His Olmuyor Sen Olmadan

Yok ya… şaka herhalde. Karnında acıkmıyormu? Tabi boğazından geçmiyordur hiç bir şey.. Aşk midede gaz gibidir, yeteri kadar beklersen geçer. Şöyle demek daha doğru olmazmı.. “Sen Olmadan Hisetmek İstemiyorum…” Tabi öyle dersek, seçenek bizde kalıyor oda acı çeken birisi yerine, acı çekmek isteyen, bencil birisi durumuna düşürebilir yazarı.. oda olmaz tabi. Drama olmuyor pek ozaman. Sorumluluk o güzel başını kaldırıyor.

Kovulmuşuz Bu Dünyadan

İstanbula’mı kovuldun. Daha kötü yerler var bu dünyada kovulmak için. Kim kovdu acaba? Karşı tarafın ailesimi beğenmeyip, git buradanmı dedi? Yoksa sevilenmi istemiyor. Herneyse yazarda bir “kovulma” duygusu mevcut.

Mutluluğu Ararken
Hayatım Boyunca

Özür diliyorum, bu hal mutluluğu arayan birisinin hali değil. Mutsuzluğun içinde yoğrulmaya inat eden birisinin hali. Hatta, hele karşı taraf sevmiyorsa, bencilliğin ta kendisi. Birde utanmadan “hayatım boyunca” diyor. Yani anasının karnıdan çıkmış hemen başlamış mutluluğu aramaya ve durmadan mutsuz kalmış. Afedersin, bir gün güneşe bakmadınmı, bir gün çamurda oynamadınmı, bir gün doya doya su içmedinmi? Hem kendine, hem bize yalan.

Geldigim Yer
Başladığım Nokta

Bunu pek anlamadım. Tahminim, hiç sevilemiyorum demek istiyor. Yani ben hep aşık oluyorum, onlar bana olmuyor. Dünyanın kimseye böyle bir borcu yok. Buna uyanamadıkmı hala. Newton bulamamış şöyle bir teorem; Verilen Sevgi Miktarı = Alınan Sevgi Miktarı.

Gönülde Taş Gül Kaldırımda

Birden aklıma Mevlana geldi. Tam onun söyleyeceği bir şey. Yada tam tersi. Artık siz düşünün… Mevlanada insandı hatırlatırım. Bazen unutuyoruz.

Ağlamayı Sor Bir Yağmura
Sırılsıklam Birde Bana

Yağmur ağlamıyor.Yağmur, yağmakla meşgul. İlginçtir bu yağmur, çölde diken, bahçede gül büyütür. Yazarımızdaysa sonsuz bir çile. Bana bakın acıyın şu halime demek istiyor. Peki acıyalım bakalım.

Mutlu Olmak İstiyorum

Hayır efendim. Buraya kadar okuduysanız, birazda olsa farkına varmışsınızdır, Mutluluk isteyen kimse yok bu sözlerde. Sevgisine karşılık bekleyen bencil bir insan var. Mutluluğunu tamamen başkasına bırakmış bir insan var. Hatta hatta bu durumdan mutluluk duyan bir insan var ama mutlu olmak isteyen birisi yok. Mutluluğundan sorumlu olmak istemeyen bir insan var bu sözlerde.

Artık Gülsün Şu Yüzüm

O tamamen size kalmış bir şey. Gülmek isteyene evren o kapıyı hep açık tutyor. Kullanan bilir.

Tanrım Ben İnsan Değilmiyim

Buda güzel.. söylemek istediği şey herhalde şu…. Herkez, yani dünya üzerindeki bütün öbür insanlar sevdiklerinden sevgi gördüler bense görmüyorum böyle bir sevgi. Yani tanrı bir tek, ama bir tek beni dışladı bu konuda…. Delimidir nedir…

Mutlu Olmak İstiyorum

Yalan olduğunu tekrar hatırlatmam lazım…

Sevmek Benimde Hakkım

Evet bu doğru. Ama anlatılan problem bu değil, anlatılan problem sevilmek. Problem, verilen sevgiye karşılık beklemek. Bu yetmiyormuş gibi, dahada ileri gidip bunu bir hak olarak görmek. Hatta hatta dahada ileri gidip mutluluğu buna bağlamak. Haşat bir durum…

Yokmudur Bir Yenisi Şu Kaderin…

Özür diliyorum. Kader diye bir şey yok. Dilimizde yaşayan, ve bizleri sorumlu olmamaya davet eden yüce kelime. Kullanmamaya davet ediyorum. Dili kullanmak yazısını okuyun lütfen.

Buraya kadar dayanabildiyseniz – bana kızmadan :) güzel. Umarın bir uyanış olmuştur. Olmadıysa tekrar okuyun. Gene olmazsa bilinki mutlu olmak istemiyorsunuz. Mutsuz yaşamayı sevmeye başlayın derim.

Yorumlar

  1. Xeyal IsaHAnov :

    Okan bey her yazdığınız yazı bir başka güzel.Mutlu olmanın bir frmülünün olduğunu öyrendim sayenizde.Azerbaycandan sevgilerle Xeyal

  2. yoruma cevap gelmedi

  3. Okan daha bir kaç yazını okudum..hatta şöyle anlatmak istiyorum..Bir kaç dönemdir kötüydüm ve şuan birden bire yerimden kalktım internetin başına geldim ve arama motoruna mutlu olmak istiyorum yazdım..Çok saçma belki bir insan arama motoruna neden böyle birşey yazsın ??

    …ama dedim ya gayriihtiyari oldu ve senin yazıların çıktı karşıma…Bu konular üzerine yani hayat felsefesi üzerine Bir kaç kitap okumuşluğum var robin sharma , ahmet şerif izgiören gibi…Hayatın güzelleştirmenin sırları diyelim kısaca..Ve öğrendiğim birşey varki ne mutluluk nede acı asla baki duygular değildir sen hangisini üzerinde taşımak istersen o seninle olur…Mutluluk istiyorsan formül bu sen onu taşıyacaksın nefes almanın bile mucize , mutluluk olduğunu algılyarak başlamak gibi..Biliyorum biliyorum fakat bazen boşluğa düşüyorum..En nefret ettiğim şey asık suratlı olmak ki şuanda beni bu konuda kimse geçemez..Hiçmi sendelediğin zamanlar olmuyor yani kritik anların mesela kendini boşlukta hissettiğin belki işe yaramaz yahut daha doğru bir tabir kullanmak gerekirse mutsuz..Bu gibi durumlarda ne yapmalı bilemiyorum..Ve neden anı değerlendirmiyoruz..Bildiğimiz halde bunu neden hayata geçiremiyoruz..Acı denilen şeyin yeteri varsa tükettim çok zamanlarda çok çok mutluluklarda yaşadım niyetim sonsuz mutluluk değil ki böyle bişey zaten yok..Niyetim nasıl ama nasıl sürekli pozitif olunur..Herşeyin artısını nasıl kendi dünyama nakledebilirim

  4. burada yazacaklarim tamamen benim kendi dusuncelerim. ister tutun, ister cope atin.

    birsey elde etmek icin mutsuz olmayi secenler bunu icgudusel olarak yapiyorlar. bu icgudusel davranis daha dogar dogmaz ortaya cikiyor. "aglamayana meme yok" sozu de bunu ifade ediyor. henuz istegini kendi cabasi ile elde edemeyen bir bebegin ilk basvurdugu care: aglarsam (kendimi mutsuz, caresiz birakirsam) birileri (beni seven yada halime aciyan) gelir bana yardim eder, ihtiyaclarimi karsilar.

    yas ilerledikce, kendi basimizin caresine bakabilecek duruma geldikce bu aglama-sizlama-mutsuz olma durumlari yerini caba gostermeye birakir. ama bilinc altinda bir yerlerde bu daha bebek iken gelistirilmis davranis sekli sinsice bekler. kimi insanda cok, kimi insanda az, bu pusudaki cocukca duygu insanin kendisini en caresiz hissettigi bir anda ortaya cikiverir.

    caresizlik ancak siz oyle olmaya karar verdiginiz zaman caresizliktir. gosterdiginiz caba sonucunda hala istediginiz seyi elde edememisseniz yapacaginiz sey daha cok caba gostermek, dusunup yeni teknikler, yontemler gelistirmek ama hic pes etmemektir. bazilarimiz icin istedigimiz seyi elde etmeye omrumuz yetmeyebilir. ama zaten hic kimse istediginiz sonucu alacaginizi garanti edemez. kaldi ki istediginiz seyi elde ettiginizde aslinda o seyin pek onemli olmadigini da farkedebilirsiniz (mecnun'un leyla'ya kavustugunda hissettikleri gibi). Aslolan surectir, sizin hayatinizi nereden yasamak istediginizdir. Isterseniz kendi yarattiginiz yuce bir hedef icin caba gostererek yasarsiniz, isterseniz daha bebek iken uyguladiginiz yonteme sarilir, aglayip sizlayarak, baskalarindan yardim (ask, sevgi, anlayis, arkadaslik vs.) dileyerek yasarsiniz. unutmayin, her ikisinde de istediginizi elde etme garantisi yok. ama yaptiginiz tercihe gore yasayacaginiz hayat muthis farkli. siz hangi hayati seciyorsunuz? Bu tercihi yaparken sizin farkinda olmadiginiz ama hep kafanizin icerisinde olan ve bu tercihinizi nasil yaptiginizi cok derinden etkileyen bir suru dusunce var. mutsuz davranma kararinin daha bebek iken yapmis oldugunuz bir tercih oldugunu bilmediginiz gibi. buna benzer, kendi verdiginiz ama kendi verdiginizi bile bilmediginiz bir suru diger kararlarin neler oldugunu ortaya cikarmak icin bu sitedeki diger yazilari mutlaka okuyun. bu siteye gelip de bu yazilanlari okudugunuza gore kendinizi kesfetme, kendinizi asma yolculuguna zaten cikmissiniz. yolunuz acik olsun.

    Sevgiler, Guven

  5. yiğit anlıyorum… negüzel inanıyorsun kadere… hürüz… Sitede kadermi şansmı başlıklı bir yazı var bilmiyorum okudunmu… oku lütfen… tabi istersen.

  6. kader diye birşey vardır.daha önceden Allah(c.c) bizim ne yapacağımızı bilir ama biz ne yapacağımıza kendi özgür irademizler karar veririz.lütfen kestirip atma okan abi.çok iyi bi insansın ama bunu dildeki birşey diye kestirip atamazsın bence.yazıma cevap vermek zorunda değilsin.okuyup geçebilirsin.sadece kendi düşüncelerim :))

  7. Fuzulim sitede bir kaç yere yorum bırakmışsın, teşekkür ediyorum. Sana birtek burda yazıyorum. Her yazını okudum. Bu sitede sadece benim hayatıma aldığım bir felsefe yatıyor ve bu felsefeye herkes yanıt getirebilir ve kendilerine "yanlış" görünebilir. Bu yüzden hep diyorum sitede "benle münakaşa ederseniz kazanırsınız." Yazdıklarının hepsi "doğru" senin için. Benim için değil. Ama insan olmanın güzelliği bu işte hürüz neye ve nasıl inanıcağımıza. Tebrik ediyorum kendi yolunu güçle seçtiğin için.

  8. irem teşekkürler yazdığın için. Katılmıyorum söylediklerine ama anlıyorum. Umarım okursun siteyi.

  9. Mutluluk yaşamın gayesidir. Mutlu olmak yada olmamak.

    Bütün mesele bumu?

    Mutlu olmak için hiç düşünmemekmi yoksa çok düşünmekmi lazım? Veya şöyle sorayım. Mutlu olmak için çok bilmekmi, okumakmı yoksa hiç bir şey ya da az şey bilmekmi gerekiyor?

    Peki Düşünelim…

    Ne kadar pozitif düşünürseniz düşünün sonunda ölüm var.

    "Ölüm var gerisi yalan." diye bir söz var.

    Ölüm eğer yok oluş ise buna inanmak en büyük mutsuzluktur. Burada yazılanların çizilenlerin hepsini tek kalemde çizecek bir gerçek varsa oda ölümdür.

    Çünkü ölüm sondur. Sonsuz ayrılıktır. Sevdikleri için bir acı, ölen içinse sevdikleri sayısınca bir acıdır.

    Taki ölümün yok oluş olduğunu düşünürseniz.

    Ölüme yok oluş diyebilen biri bence mutlu olamaz. Eğer o mutlu ise düşünmüyor demektir. Yada düşünmek istemiyor.

    Mutluluk kendini kandırmaksa bişey diyemem. Ama gerçekler gün gibi ortada.

    Bence mutluluk değişkendir. Bir insan ne kadar sürekli mutlu olabilir ki? Gün güne uyarmı? Hayat acıları bize hiç dokunmazmı?

    Oysa mutluluktan daha geniş bir kavram var. Asıl ona değinilmelki bence. Oda Huzur dur.

    Mutluluklar sürekli olamaz ama huzurdur sabit olabilir. Huzurlu bir insanın mutsuz anları da olsa onları kolayca bertaraf eder.

    Huzurlu olmak için vicdanların rahat olması gerekir.

    Kul hakkı yememek, akıllı olmak gerekir.

    Huzurlu olmak için ben değil, sen, o demek gerekir.

    Huzurlu olmak için bu dünyanın faniliğini kabul edip, Allah'a, ahiret gününe iman etmek gerekir.

    Gerçek huzur hakiki imandır.

    Hakiki iman sahipleri ise elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği insanlardır.

    Allah hepimizi gerçek imanı bulma yolunda zaman harcayanlardan eylesin.

    Amin..

Yorum Koyun

Get Adobe Flash player