Hiç Birşeyi Değiştiremiyeceksiniz

ucdunyaSiteye konulan bazı sorulara yanıt getireceğim bu yazıda. Çok teşekkür ediyorum beni daha detaylı ve anlaşılır yazmaya zorladığınız için.

Siteye ilk defa geliyorsanız lütfen derslerden başlayın yoksa hiç anlamıyacaksınız bu yazıyı.

Tekrar aynı yerden başlayalım. Yazdıklarım görüşlerimdir. Doğru veya yanlış değildir. Beğenirseniz tutun, beğenmezseniz atın. Buna birde şunu ekliyorum. Benle bu konularda münakaşa ederseniz kazanırsınız. Bende sizin bu konularda “bu böyle” dediğiniz şeyle münakaşa edersem kazanırım. Bunun için okuduklarınız sizi bulunduğunuz yerden çıkartıyorsa güzel. Hiçbir değişiklik olmuyorsa sizde (içinizde) tıklayın geçin OK!

İnsan oğlu hayatını üç dünyada yaşıyor. “BEN – OLMAK Dünyası”, “YAPMAK Dünyası” ve “ELDE ETMEK Dünyası.” Şöyle bir inancımız var; Eğer ben şunu… şunu YAPARSAM şunu.. şunu ELDE EDERİM ve BEN MUTLU OLURUM. Birde şöyle inancımız var; Eğer ben şunları ELDE EDERSEM… şunları YAPABİLİRİM ve BEN MUTLU OLURUM. Örnekler veriyim. Çok çalışırsam (YAPMAK), çok para kazanırım (ELDE ETMEK) ve çok mutlu olurum (BEN – OLMAK). Öbür görüste şöyle; Çok param olursa (ELDE ETMEK), istediğim şeyi istediğim zaman yaparım (YAPMAK) ve mutlu olurum (BEN – OLMAK).

Burda büyük hatalar var. Dünyamızda bugün Bilim bize bir düşünce tarzı vermiş durumda. Fizikte Etki-Tepki dediğimiz bir olay var. Yani ben bardağı elinden bırakırsam yere düşer. Bu garanti, Fiziki dünyada insan oğlunun eriştiği bir yer var. Ve fizik kanunları garantili çalışıyor. Aya bile götürdü bizi. Biz iç dünyamızında ve inslarla olan ilişkilerimizdede çalışacak teoremler aramakla meşgulüz. Çok kötü bir haberim var. Kendinizin dişinda insan aleminde hiç birşeyi değistiremiyeceksiniz. Çünkü etki tepki çalışmıyor insanların aleminde.

Sorularınızdan örnekler:

“Anneme karsı kızgınım, cunku cocukluktan berı benı ıhmal ettı… “

Anneniz sizin yaratacağınız bir mucizeden sonra sizden özür dilemiyecek. Annenizi değiştiremiyeceksiniz.

“Is arkadasıma gıcık oluyorum cunku az ıs yapıp cok yapıyormus gıbı satmaya calısıyor….”

İş arakadaşıınızı bir mucizeden sonra çok iş yapan mutevazi birisi haline getiremiyecksiniz.

“Peki bir insan kayın valdesiyle problem yaşıyorsa-şikayet etmek yerine bu ilişkinin sorumluluğunu almaktan bahsetmişsiniz örneğin- ne yapması gerekiyor?”

Kayınvaldenizi bir mucizeden sonra sizin istediniz bir insan haline getiremiyeceksiniz.

Bu örnekleri yukardaki BEN – OLMAK, YAPMAK ve ELDE ETMEK mantığına getirelim. Eğer ben şunları YAPARSAM, annem düzgün bir insan olur ELDE EDERİM annemi istediğim şekilde ve mutlu olurum (BEN -OLMAK). Yada kayınvaldem şöyle olsa (ELDE ETMEK) ben şunları şunları YAPABİLİRİM ve mutlu olurum (BEN -OLMAK).

Çok özür diliyorum yok böyle şeyler. İnsanlar bugün başkalarından konuşarak ELDE EDEMEDİKLERİ şeyleri, savaş ve kavgayla, fiziki dünyada hareket edip ELDE ETMEYE çalışıyorlar. Gerçek şu: İki yerde hükmünüz var ve bir yerde yok. “BEN – OLMAK” ve YAPMAK dünyalarında hükmünüz var ama ELDE ETMEK dünyasında hükmünüz yok. Kendinize söz verirsiniz “BEN SEVGİ dolu bir BEN olacam kayınvaldeme karşı ve bu “BEN”liğin verdiği YAPMALARI yapıcam.” dersiniz ama kayınvaldenizin değişip değişmiyeceğine hüküm edemezsiniz. Hayat boyu verdiğiniz sözle yaşarsınız, kayıvaldeniz belki birgün değişir belkide değişmez. ELDE ETMEK dünyasında hükmünüz yok.

İnsan oğlu hep zamanını YAPMAK ve ELDE ETMEK dünyalarında geçiriyor bende diyorumki BEN – OLMAK dünyasında geçirin diyorum. Çünkü YAPMAK dünyası BEN – OLMAK dünyasından yaratılıyor. ELDE ETMEK dünyasında hiçbir hükmünüz yok. Beklentiyle ELDE ETMEK dünyasında yaşamak mutsuzluk. İnsan aleminde GARANTİ yok. Fiziki alemde GARANTİ var. Çok basit.

Şimdi bu BEN-OLMAK dünyasından biraz derinden girelim. Örnek veriyorum. Nikah memurunun önüne çıktınız, dediki “sizi karı koca ilan ediyorum” o andan itibaren bir BEN-OLMAK ilan edildi ve kapanan YAPMALAR var birde açılan YAPMALAR var. İkinci örnek. Hakim dediki “üç sene hapis” o andan itibaren BEN-OLMAK ilan edildi ve kapanan YAPMALAR var birde açılan YAPMALAR var. Tabi birşeyi ilan etmek için o diyarda otoriteniz olması lazım. Ben kimseyi karı koca ilan edemem. Soruyorum size, sizin dünyanızda nasıl OLACAĞINIZI ilan etme yetkisi kimde????? Tabiki sizde. Ben kayınvaldemi seven bir insanım demek sizin hükmünüzde.

Gelelim bu “GERÇEK HAYATTA NASIL UYGULANACAK?” sorusuna. Tabi ortada yalancı bir hayat yok :) ama soruyu anlıyorum. Diyelimki ben kayınvaldeme doğru SEVGI DOLU bir insan olucam ilanını yaptım, kendisine söyledim… Bir gün kayınvaldem gene karıştı birşeye ve benim kafamdan geçen düşünceler “bak gene yapıyor.. okadarda güzel konuşmustuk ve aylardır hep güzel davranıyorum… dayanamıyorum artık….böyle yapmamalı bu kadın….” İşte sizlerin sorusu burda. Nasıl mutlu olabilirim böyle bir durumda? Nasil değiştebilirim bu durumu? Sizi hayat boyu düşüncelerinizle antremana davet ediyorum. Siz duygularınız değilsiniz dedim ya.. Siz kafanızdaki seslerde değilsiniz. Siz bu düşünceler değilsiniz. Sizin “BEN”liğiniz verdiğiniz söz. Bu düşüncelerin kafanızda oluşmasa ortada problem yok. Yani kafanızdan geçen bir düşünceyi(yorumu) alıp, kafanızda sahte seyahatlere çıkıyorsunuz ve buna izin veriyorsunuz. Anlık yorumlarınızla verdiğiniz sözden dönüyorsunuz. Bu düşünceler olmıyacak demiyorum. Ama bu düşünceler geldiği zaman kendi kendinize “teşekkür ederim fikrine ama benin verdiğim söz başka” diyebilirsiniz. Bu bir antreman. Yaptığınız müddetçe gücünüz ve hürriyetiniz sizde ve zaman içinde (tecrübemden söylüyorum) okadar kedinize dönük olan “BEN”iniz yüceleceki, yepyeni şeyler göreceksiniz hem kendinizde, hem kayınvaldenizde. Ve mutluluğu dışarda aramıyacaksınız artık. Kayınvaldeniz hiç değişmeyebilir ama siz yüce bir insan olarak kalacaksınız, “BEN”liğinize verdiğiniz sözden yaşadığınız için.

“BEN” böyle olacam ilanı işleri kolaylaştırmıyacak. Hatta çok daha zorlaştıracak. Kendinizin ne mal olduğunu göreceksiniz. “BEN”lerinizle antremana gireceksiniz. Tabi seçenekleriniz var. Bildiğiniz gibi yaşamak(haklı bir kurban olarak), bir cevap aramak, “uzman”lardan YAPMA dünyasındaki metodlar öğrenmek…. bunlar hep seçenekler. Seçenek çok…boşanabilirsiniz, kayınvaldenizi kovarsınız, kaçarsınız…..

İlişkilerinizde mutluluk yaratmaktan sorumlu ilan edin diyorum kendinizi. Mutluluk yaratmaktan sorumlu olmak, mutluluk yaratmayı garantilemiyor. Garanti ettiğiniz tek şey mutluluk yaratan bir insan olmaktan hareket etmek. Mutluluk olur veya olmıyabilir. Ama sizin içinizde yücelme olacak ordan hareket ettiğinizde. Neden ordan hareket ediyorsunuz? Sadece söz verdiğiniz için. Devamlı ordan hareket ediyorsunuz… devamlı… devamlı…. devamlı….

Bakın birde şuna dikkat edin, hep bir tamiratla meşgulüz. Yani YAPMALARIMIZ hep bozuğu düzeltmek için. Yaratan insan olmak gelecekten yaşamak. Bozuğu tamir etmek geçmişten yaşamak. Bunu eklemek istedim buraya. Yaratmaya sözü olan bir insanın dünyası, tamir etmekle uğraşan bir insandan çokdaha değişik. Bunun hakkında sonra yazıcam.

Birkaç soru daha var onlara bakalım:

“Geçmişte olanları unutup tamam ben affediyorum demek ise çözümünüz, bunu yapmak söylemekten çok ama çok daha zor.”

Bakın insanların hikayeleri çok. Çocuğunu öldüren bir katili affeden anne var bu dünyada. Yani affedilinebiliyor her türlü hata. Ve çoğu durum bu örnek kadar şiddetli değil, ama örneğin olması, olabiliri gösteriyor. O insanla sizin aranızdaki fark ne? Üç Şarlatan yazısında yazdığım şeyi söylüyorum burda. Haklı bir kurban olmak sizi besliyor. Haklı bir kurbanı oynamak güzel geliyor. Birisini affedinde demiycem. Tutunduğunuz şeyi bırakın diycem. Birde çok basit bir sorum var. Geçmiş nerde? Parmağınızla gösterebilirmisiniz. Yok geçmişdiye bir şey. Sizin kafanızda takılı duran birşey o geçmiş. Fiziki dünyanızda bir geçmiş yok. kafanızda var sadece, ve siz onu canlı tutup besliyorsunuz düşünce ve konuşmalarınızla. Ve geleceğide bu kafanınzdaki geçmiş yüzünden kitliyorsunuz. Tutunduğunuz neyse bırakın lütfen. Bunuda bir antreman haline getirin.

“..o yazida ornegin anneme kizmamaliyim diyorsam ve ona buna ragmen kiziyorsam icimdeki bu meli maliyi degistirip ona kizmayi normal sayabilirim. ama o zaman da anneme karsi olan BEN sorunlu kalmis olur, sizin bu yazinizda ise o iliskinin sorumlulugunu alin ve cozun eger bir problem varsa diyorsaniz.. yani iki yazi celisiyor bu bakis acisiyla..”

Özür diliyorum bunu pek anlamadım ama ben yazıyım belki cevabı vermiş olurum. Meli Malı yazısında söylediğim şey, meli malı’yla ilişkinizi değiştirmek. Yani siz meli’niz malı’nızdan ağzınızı açıyorsunuz, hareket ediyorsunuz. Meli malı’nın yarattığı “BEN”den. Yani kızgınlığınızdan. Hareket edeceğiniz yer meli malı’nın yarattığı yer değil, kızgınlığınızı kabul etmek annenize kızgın davranmayı OK yapmak değil. Annenize ona karşı BEN sözünüz neyse ordan davranın. İçinizde hep bir meli malı gezinicek zaten duygular olacak ama verdiğiniz söz ne? Buda tabi antreman.

Okuduğunuz için teşekkürler.

81 Responses to Hiç Birşeyi Değiştiremiyeceksiniz
  1. Candan ÖZ
    Ocak 4, 2010 | 12:39 pm

    Nice Mutlu yıllara diyerek başlamak istiyorum.Okan yazılarında ara sıra ''Yaratmaya sözü olan bir insanın dünyası, tamir etmekle uğraşan bir insandan çokdaha değişik. Bunun hakkında sonra yazıcam''.Bahsi geçen yazını okuduğumu hatırlamıyorum.Ben mi fark edemedim, yoksa hala sonraya mı bıraktın? Tamirat zor iş :) )) yenisi gibi olmuyor.Aynı konuyu sitedeki bazı arkadaşlarında merak ettiğini fark ettim.Aydınlatman dileğimle teşekkürler.Candan SEVgilerimle…

  2. Okan
    Aralık 21, 2009 | 5:13 am

    Tamer teşekkürler yazdığın için. Soruna "meli malı" başlıklı yazının altında cevap var. Onun bir kısmını buraya koyuyorum.

    "Vikor Frankılın meşhur kitabında anlattığı hikayeye. Bu Yahudi adam, Naziler onu işkence ederken “İnsanın Son Hürriyeti” diye tabirlerdiği bir şeye uyandığını anlattıyor. Oda kısaca şu: Bana olanla, bana olana göstereceğim tepki arasınde benin SON HÜRRİYETim var.. yani tepki otomatik değil. Orda bir boşluk var. Bu adam diyorki o anda bana işkence yapanların özgürlükleri vardı ama HÜR değildiler diyor."

    Tamer…. ben kör doğsam ve hergün bu durumumu sevmedem yaşasam. Yada kronik ve dayanılmaz ağrıları olan bir insan olsam ve hergün kurbanı oynasam başka birhayat umut etsem… ona göre geçer günlerim, ona göre insanlar olur hayatımda ve bu halimle hem kendimi tanırım hemde başkları beni kurban olarak tanır. Ama bu bir seçenek. Bulunduğumuz durum "bu benim" diye sarılıp o durumdan bambaşka şeyler yaratma gücümüz var. Ama biz sanıyoruzki sadece tek bir tepki verilinebilir bu durumlara. Düşünmek gerekir.

    Bunlar sadece benim düşüncelerimdir. Doğru veya yanlış degil dediklerim. İster tut ister at. Hayatında olanlara istediğin yerden tepki göstermek senin hürriyetin.

  3. Tamer
    Kasım 27, 2009 | 2:17 pm

    ..Yazilarinizin takipcisiyim, vede çok begeniyorum. hiçbirseyi degistiremiyecegimiz dogru,degistirmek icin ugrasmamaliyiz buda dogru öyle mutlu olmasini bilmeliyiz… siradan bir hayat yasayan birileri icin bu tesbitler iyi mesela bir ögretmen askari bir ucret ile normal bir apartmanda vs. yasiyor ise bu yazdiklariniz ona iyi bir yolgösterici olabilir…

    ..Peki cok teorik bir soru olacak ama..umarim ne sormak istedigimi anlatabilirim;

    diyelimki ben normal bir sekilde yasayan (normal derken düzenli bir isi olan, evi olan vs. birisiyim) ama 20 yasindan sonra hergün iskence gören fiziksel ve ruhsal aci ceken biri konumuna geldim, bu durumda nasil düsünmeliyim yani,

    söylemi düsünmeliyim ''bundan önce kimse bana fiziksel aci vermiyordu ama simdi hergün iskenceye maruz kaliyorum ben bu iskence acilari ile yasamaya alisagim, ve iskenceyi sevmeye calismaliyim gibi mi?''

    :) umarim neden bahsettigimi anlatabilmisimdir, demek istiyorumki kendi halimizle hayatta mutluluk cikarmak kolay ve güzel.. ama mecburi olarak baska insanlarin cenderesinde iken onlarin emir ve gücleri altinda iken nasil mutulu olabiliriz,,

  4. Okan
    Kasım 21, 2009 | 10:44 am

    ela teşekkürler yazdığın için. Siteyi okuduğunu sanmıyorum. Lütfen oku ve çalış bu site başka siteler gibi değil… bulunduğun yerden çıkmak senin elinde… Soru: Senin şu andaki hayatını senden isteyecek insan varmı dünyada? Bu sorunun cevabı hep "evet" herkes için aynı ama biz olabileceklerle ve başklarının hayatlarıyla kıyaslıyıp duruyoruz bulunduğumuz yeri… "Bu benim hayatım" diyip yaşıyamıyoruz….

  5. ela
    Ekim 12, 2009 | 4:52 am

    merhaba;

    sıkıntı insanın kendi içindedir. ne varsa insan kendine eder ya benim hesapta o işte. yaklaşık 3 ay kadar önce benim için dünyaya değer dediğim ve evlenmeye ramak kalan erkek arkadaşım artık beni sevmediğini söyleyerek beni terk etti. tamam dedim dünyanın sonu bu. daha nefes almam gereksiz ve anlamsız. eş zamanlı olarak yaşadığım büyüdüğüm yerlerden ayrılmak zorunda kaldım. tayin olarak Anadolunun küçük bir ilçesine geldim. burası çok küçük. insanın sıkıntıdan delirmemesi imkansız. tabi benim içimdeki terk edilme duygusuyla yeni bir iş ve yer antipatisi birleşince acaba mutluluk neydi diye soruyorum kendime. cevap alamıyorum…

  6. Okan
    Ekim 11, 2009 | 6:25 pm

    Mutluluk teşekkür ediyorum yazdığın için. Anlıyorumda "bizi öldürmeyen bizi güçlü yapar" lafına katılmıyorum ben pek. Siteyi oku lütfen… tabi istersen…

  7. Okan
    Ekim 11, 2009 | 6:23 pm

    Linda teşekkürler yazdığın için. Siteyi tam okuduğunu sanmıyorum… Şöyle bir şey sunayım… Hayatının "sana göre" nasıl olduğunu anlatmışsın… Soru: Senin bu hayatını senden (olduğu gibi) isteyebilecek bir insan varmı bu dünyada… yani senin bu hayatına bakıp "ben lindanın hayatını istiyorum" diyebilecek bir insan varmı? Var tabi… hatta tanıdığın insanlar var senin hayatını senden isteyecek…. Durum böyleyse… Sen niye istemiyorsun bu hayatını? Senin hayatını senden isteyecek insanla senin arandaki tek fark ama tek fark KAFALARDA GEZİNEN ŞEYLER… Lütfen oku siteyi… bulunduğun yerden çıkıp o hayatına deli gibi sarılmak senin için açık KAFANDA GEZİNENlerle uğraşman yetecek… Sitede bukonuda sana yol gösterecek tabi istersen…

  8. Mutluluk
    Ekim 4, 2009 | 7:24 am

    Merhabalar, evet hayatta hiçbir şeyi değiştiremezsiniz bende 2 hafta öncesine kadar ismim mutluluk olsada çok mutsuzdum, çünkü değiştiremeyeceğim bir şey geldi başıma, düğünüme 1 hafta kala kayınvalidem yüzünden ayrılmak zorunda kaldım, yaşadıklarım o kadar kötüydü ki anlatamam, benim değiştiremeyeceğim ancak çok savaş verdiğim bir durumdu ve ben kaybettim, ama şu an mutsuzmuyum hayır, hayata daha çok sarıldım ve eskisinden çok daha güçlüyüm, çünkü öldürmeyen acılar insanları güçlendiriyor…

  9. zeynep
    Ekim 4, 2009 | 1:21 am

    okan bey bana kızacaksınız ama dayanamadım bu tamamen benim görüşüm belirtiyim linda öncelikle başkalarının hayatında olan şeyleri yani yaşadıklarını basit görmemekle başlayablrsn sana basit gelen yaşantılar gülüp geçtiğin şeyler onlar için çok önemli olabilir bence sen buşekilde sorunlarını besliyosun başkalarının sorunlarını küçümseyip kendi sorunlarını şımartıyosun

  10. linda
    Eylül 7, 2009 | 7:34 pm

    biraz kötü bir türkçe kulllanmışım hızlı yazmaktan oldu işteyim çünkü affınıza sığınıyorum.

  11. linda
    Eylül 7, 2009 | 7:32 pm

    yazılarını okuyoruym daha bugün başladım okumaya…be bişey anlatmak istiyorum çok kısa yazmaya çalışacağım.bazı arkadaşlar okadar basit yaşantılardan bahsetmişler ki ben buna gülüp gectim sadece.lütfen bana kızmasınlar onları kızdırmak için yazmıyorum anlasınlar diye yazıyorum.

    ben 27 yaşındayım 7 yıldır bir sevgilim var sevgilidende öte.onu cok seviyorum fakata ailem istemiyor bir sürü sebebi var en önemli olanı çok zengin olmaması kirada oturmaları vs…7 yıldır sokaklarda gizli gizli dolaşıyoruz.sorum şu olacak daha onu tanımadan konuşmadan ön yargılı bir annemin olması.ablamla ise ilişkimiz buz gibi daha yeni yeni ısınıyoruz birbirimize ve bana hiç duymayacağım şey dedi sen bilirsin hayat senin hayatın.bu cümle canımı cok ama cok yaktı.birazda babamdan bahsedelim babam bencilin tekidir hayatı kendisi için yaşar işten gelir ve yatana kadar mutfakta tv karşısında oturur sana bazen nasılsın der çok nadir olsada der ama hiç oturup konuşmamız yoktur hergün içki içer zıbarıp yatar.annemde doğal olarak bu duruma sinirlenir ve bazen tartoşmalar çıkar.2yıldır depresyonla mücadele ediorum.başımdan ufak ama üzücü böle olaylar geciyor hayatımda ufak diyorum dikkatinizi çekerim bu olaylar artık bana cok ufak geliyor cünkü artık cok alıştım ve hayatım hep böyle monoton gecicek psikolojisindeyim.allaha cok şükür iyi bir işim var ama iş arkadaşlarım bu işi cehenneme ceviriyor.bunu takmamaya öğrendim ama.babama cekmekten korkuyorum bende bencil olmaktan korkuyorum evlenmekten korkuyorum çünkü ailemi görüyorum.ben dolaşmayı gezmeyi eğlenmeyi cok seven bir insanım ama artık mücadele etmem zorlaştı.yazılarını okuyorum ama faydası bana olur mu bilmiyorum şuanda calışıorum mesela okadar cok işim var ki aslında :) yani demek istediğim ben bu siteyi kapattığım an gene kendi bildiğimi yapmaya devam ediceğim.işten sonra sevgilimle buluşacağım sonra eve gideceğim babam gene mutfakta annem başka bir odada annemin dırdırlarını şikayetlerini dinleyeceğim biraz tv izleyip yatacağım sabah olucak işe gideceğim hep böyle anladınız mı…Teşekkürler.cevap ve yorumlarınızı bekliyorum!!!

  12. Okan
    Eylül 6, 2009 | 3:12 pm

    Gizli özne teşekkürler yazdığın için. Siteyi tam çalış lütfen… bu sitede seni düşündürecek çok yazı var. Derslerden sonra… "Armut elma olunca" başlıklı yazıyı oku lütfen. Sorun olursa yaz gene. Tabi istersen.

  13. gizli özne
    Eylül 4, 2009 | 8:22 am

    merhaba,

    sitene ilk defa bugün rastladım,internette mutluluk adına birşeyler ararken,çok güzel konulara temas etmişsin,herşeyin beyinde bittiğini,farkında olmadan konuştuğumuz kelimelerin bizi esir aldığını,kısacası kolay yoldan mutlu olmaya çalıştığımızı…evet hepsi doğru,bütün tavsiyelerine uyucam.Ben kendini eve kapatmış,herşeyden elini eteğini çekmiş bir insanım,küçüklüğümden beri yaşadıklarım beni çok hırpaladı ama ben beynimde geçmişi unutmayı beceremedim,senden bu konuda daha fazla tavsiye bekliyorum,çünkü doğru yolda olduğuna eminim.Şimdiden teşekkür ederim.Bu arada kendimi eve kapatışımın sebebi sağlık sorunlarım sana yardımcı olacaktır:)sevgiler

  14. Okan
    Ağustos 18, 2009 | 3:47 pm

    derin deniz teşekkürler yazdığın için. Ne güzel bir antreman… devam et derim… yazılarıda okumaya devam et.

  15. derin deniz
    Ağustos 16, 2009 | 10:38 pm

    birçok yazının özünde karşındaki sana ne yaparsa yapsın ona iiyi davran…var…ama yapmacık davranamıyorum..kırıldıysam belli ediyorum…ama şunun da farkındayım…o kişiye karşı biraz soğuk olsam…diğer insanlara davranışlarıma yansıyo…gittikçe arkadaşlarımdan uzaklaşan biri oluyorum …hergün bugün kimse beni üzemeyecek…içimdeki sevgiyi ortaya çıkaracam diye başlıyorum…bişeyler olup bozuluyo kendime verdiğim söz…içime kapanıyorum gittikçe… yazılarınızı okumaya devam edicem….

  16. Okan
    Ağustos 2, 2009 | 10:52 am

    ilkay teşekkürler yazdığın için… soru sormamışsın onun söyliyeceğim birşey yok. Sitede aşk ve sevgi üzerine çok yazı var istersen bir oku. Şunuda hatırlatıyım etrafında "aşk masalı" seninkinden acıklı olan insanlar var… Ama hepsi masal… seninkide dahil. Siteyi okursan ne demek istediğimi anlarsın.

  17. ilkay
    Temmuz 29, 2009 | 4:07 am

    ben gezerken öyle buldum bu siteyi yazılarınızı okudum çok etkilendim ben de bişeyler yazmak istedim ben 11 ay önce birini sevdim karşılıklı oldu bu sevgi birbirimizden 1 dk a bile ayrılamıyorduk birimize bi şey olsun o gün bitmek bilmiyor du. resmen birbirimizi düşünmekten hasta oluyrduk zor atıyorduk kendimizi okula ayrılamıyorduk.dogum günü yaklaşıyordu plan yaptım arkadaşlardan fikir aldım ona süpriz dogum günü yaptım ama çok durgun du sordumda bişeyim yok dyordu 4 gün sonrada benim dogum günümdü beni dogum güümde terketti gitti ailesi bi kız bulmuşlar onla evlenecem dedi ben itiraz ettim daha ayrılmadan 1 gün önce çok güzel geçti günümüz bana evlenme teklifi etti ayrıldık ama kızbulma olayı yalanmış çok yıkıldım çok kötü günler geçirdim şimdide dönme egilimi varmış bana bende böyle bi olayı sizlerle paylaşmak istedim

  18. tanju
    Temmuz 20, 2009 | 12:39 am

    Kısaca hayatınızı okuyunca çok sorunun cevabını kestirmeden buldum.Ama Kısaca bunun adı şanslısınız.İzmir'e yolunuz düşerse görüşmek isterim.Ne de olsa aynı gemideyiz.Sadece kamaralarımız farklı

  19. Okan
    Temmuz 19, 2009 | 11:59 pm

    Talebe sayfalarını daha kurmadım özürdiliyorum.

  20. Okan
    Temmuz 19, 2009 | 11:58 pm

    laalaşsşsşsşş teşekkürler yazdığın için. Evet olunamaz diyor insan değilmi. Bu sitedeki "mutluluk" , mutlu duygularla dolu olmak değil. Lütfen oku siteyi. Mutluluğu bambaşka bilmek ve yaşamak var.

  21. laalaşsşsşsş
    Temmuz 18, 2009 | 6:14 am

    seviğiniz birini trafik kazasında kaybetsenizdde mutlumusunuz

  22. Okan
    Haziran 14, 2009 | 10:36 am

    tanju, geçmişteki tecrübelerimiz(deneyimlerimiz) geleceğimizi geçmişten yaşamamıza sebep oluyor. Buda gelecekteki olabilecekleri kısıtlayıp, sadece tahmin edilebilinir gelecekleri açık bırakıyor. Ama gelecekle geçmişin arasında boşluk var ve biz bu boşlukta yaratabiliriz ne istersek. Elimizde bin deneyim olsa bile. "Ben böyle gelecek yaratıcam" demekte hürüz. Buda gelecekten yaşamak oluyor.

    Her akıl aynı yönde gitmiyecek… mutluluğun kaynağı bu dersek gene dışımızdaki bir hale bağlıyız. Bu sitede mutluluğu sebepsiz olarak yaratmayı ele alıyorum. Mutluluk sadece verdiğimiz sözdür diyorum.

  23. tanju
    Haziran 11, 2009 | 11:34 pm

    Felsefenin çıtasını bu cevabınızla bayağı yükseltmişsiniz.ama yaşadığım birebir deneyimler şunu net olarak gösteriyor ki aklın yolunun bir olması gereken dünyada ne kadar akıldan uzaklaşılırsa o oranda mutluluk uzaklaşıyor.İnsanların hepsi ölümlü bir dünyada olduğunu çoğu zaman fark edebilse yaşamda birbirine bu kadar acımasız olmayacaklardır derim.Çünkü başkalarının mutsuzluğu üzerine kurulan mutluluklar eninde sonunda yıkılmaya mahkum oluyor.

  24. Okan
    Haziran 9, 2009 | 8:55 am

    tanju teşekkürler, şunları söyliyim; Maalesef herkes evliya olamıyor demişsin.. bu bir kaçmak oluyor… yani bulunduğumuz benliğimizi olabilecek benliğe tercih etmek oluyor. Olamıyor demiyelimde, olmak istemiyor diyelim… İşte ozaman sorumluyuz. Aynı düşünceye sahip insanlar bir araya gelince olur demişsin… bunada hayır diycem… Ayrılık neşekilde olursa olsun erdemlikten uzak oluyor… düşün derim.

  25. tanju
    Haziran 8, 2009 | 1:36 am

    Hiç birşeyi değiştiremeyeceksiniz yazısı aynen doğru.İşte erdemlilik evliyalık olgusu da da buradan çıkıyor.Ben de bunun % 100 doğruluğuna eminim. Ama maalesef herkes evliya olamıyor ; sonuç olarak gidecek başka bir yol yok sadece aynı düşüncelere sahip insanlar bu tür portallarla biraraya gelirse ve ortak yaşam kurarlarsa mutlu olunacağına inanıyorum.Aslında biraraya gelmek bu kadar zor değil.Yeter ki bayanlar ve erkekler bu doğruları net olarak görüp biraraya gelebilsinler.

Leave a Reply

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes